
Limantepe’den Klazomenai’ye, Osmanlı limanından Batı Anadolu’nun ilk direnişine uzanan kadim bir Ege hikâyesi.
Urla, yalnızca bugünün sakin Ege kasabası değildir; Batı Anadolu kıyısının en uzun soluklu yerleşimlerinden birinin üzerinde yükselir. Limantepe’den Klazomenai’ye, Türk beyliklerinden Osmanlı limanına ve Milli Mücadele’nin ilk ateşine kadar uzanan geçmişi; arkeoloji, deniz ticareti ve direnişle yoğrulmuş eşsiz bir anlatıdır. Aşağıdaki satırlar, Urla Belediyesi ve UKTA’nın aktardığı tarihî çerçeveye dayanır.
Batı Anadolu sahilinin en önemli yerleşimlerinden Limantepe, Kalkolitik Çağ’dan Roma Dönemi sonuna kadar süren kesintisiz iskânı ile Ege dünyasında ünik bir yere sahiptir. Yıllardır süren arkeolojik kazılarda Orta Kalkolitik’ten Geç Roma’ya uzanan yedi mimari tabaka tanımlanmış; böylece hem yerleşim hem de Ege için önemli bir kronolojik dizin ortaya konmuştur. En erken tabaka bugün MÖ 5. binyılın başlarına, Orta Kalkolitik Dönem’e tarihlenir. Buluntular, kentin en eski kültür katmanlarından itibaren denizaşırı ticaretin merkezinde güçlü bir liman olduğunu gösterir. Erken Tunç Çağı’nda şehircilik anlayışıyla yeni bir boyut kazanan merkez, Klasik Çağlar’da Klazomenai adını almıştır.
MÖ 1200 civarında başlayan Ege Deniz Kavimleri göçleriyle site devletleri uygarlık merkezlerine dönüşmüştür. MÖ 8. yüzyılda Klazomenai siyasi oluşumunu tamamlayarak şehir devletleri sistemine katılır. MÖ 6. yüzyıldan itibaren istilalar ve ayaklanmalar yaşanır; halk anakaradaki kenti terk ederek bugün Karantina Adası diye bilinen adaya yerleşir. Adadaki kentin MS 5. yüzyılda terk edildiği anlaşılır. Khalkedon Konseyi (MS 451), Hierokles listeleri (MS 530) ve sonraki piskoposluk kayıtlarında adı anılan yerleşimin bu dönemlerde, kilise kalıntısı ve Bizans yazıtlarının saptandığı Gülbahçe civarında bulunması mümkündür.
Türklerin Ege Denizi’ne ve İzmir’e ulaşması 1080’lerde Çaka Bey ile gerçekleşir. İlk Türk donanmasını kuran Çaka Bey kıyı kentlerini ele geçirir; bunlar arasında Klazomenai de vardır. Beyliği ölümünden sonra dağılır ve yaklaşık iki yüzyıl Batı Anadolu’da Türk–Bizans mücadelesi sürer. Anadolu Selçuklu Devleti’nin 1308’de yıkılmasıyla beylikler dönemi başlar. İzmir ve Urla, 1329’da Aydınoğlu Gazi Umur Bey ve İbrahim Bahadır Bey tarafından Aydınoğlu Beyliği’ne katılır. 1390’da Osmanlı’ya geçen bölge, Ankara Savaşı sonrası geçici olarak yeniden beyliğe döner; II. Murat’ın 1425–1426’da beyliği ortadan kaldırmasıyla Urla bütünüyle Osmanlı yönetimine girer.
Osmanlı döneminde Urla, iç ve dış ticarette büyük önem taşıyan bir liman kenti olur. 1520’den sonra Kanuni Sultan Süleyman, Urla’nın bazı köylerini validesi Hafsa Sultan’a verir; o da bu yerleri Manisa’da yaptırdığı külliyeye vakfeder. Kilizman ve merkezdeki alanlar ise padişah haslarına eklenir. 16. yüzyıl sonlarından itibaren deniz ticareti geriler. Piri Reis’in de belirttiği gibi, gemilerin limana uğramamasının başlıca nedenlerinden biri bu suların korsan yatağı hâline gelmesidir. Buna rağmen zeytinyağı, şarap ve taş mimari, Urla’nın Osmanlı mirasının izlerini bugüne taşır.
İzmir, Sevr Antlaşması’na dayandırılarak 15 Mayıs 1919’da Yunan kuvvetlerince işgal edilir. Bu işgale karşı Batı Anadolu’daki ilk direniş, 16 Mayıs sabahı Urla’da başlar. İzmir’in işgalini öğrenen yaklaşık 800 yerli Rum, Türklere saldırır. Urla’da İzmir’deki 56. Tümen’e bağlı 173. Alay bulunur; alay komutanı, az sayıdaki asker ve yardıma gelen halkla yaklaşık 120 kişilik bir kuvvetle karşı koyar. Çarpışmalar 16–17 Mayıs boyunca sürer, 17 Mayıs akşamı ateş kesilir. Bu olay Batı Anadolu’da ilk Kuvayı Milliye mücadelesinin başlangıcı sayılır; Yunan ordusuna değil Rum çetelerine karşı olsa da Batı’da Yunanlılarla “ilk çarpışma” kabul edilir. 18 Mayıs itibarıyla Urla, kurtuluş günü 12 Eylül 1922’ye kadar 3 yıl 3 ay 3 hafta 3 gün işgal altında kalır.
26 Ağustos 1922’de başlayan ve 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da zafere ulaşan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nden sonra Yunan ordusu geri çekilir. Mustafa Kemal Paşa’nın “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emriyle takip başlar; 9 Eylül’de Türk ordusu İzmir’e girer. 10 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa komutanlarıyla İzmir’e gelir. Artık kuvvetlerin Çeşme üzerinden gemilerle Anadolu’yu terk etmeye hazırlandığı öğrenilince, 5. Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin (Altay) Paşa yarımadadan düşmanı sökmekle görevlendirilir. Böylece Kurtuluş Savaşı’nın son safhalarından Urla Yarımadası Takip Harekâtı başlar. Urla, 12 Eylül 1922’de düşman elinden kurtarılır.